


Kızıl Kule
Giriş katı sergi galerisi olarak kullanılan, ışık efektleri ile donatılmış kulenin ilginç mimarisi içindeki merdivenlerle kule terasına çıkanlar, burada bol bol anı fotoğrafları çekip, burçların arasından Alanya'yı tepeden seyrediyorlar. Kızıl Kule'nin yanından ayrılan dar patika ise eski Alanya evlerinin çokça bulunduğu kale içi semti Tophane'ye ulaşıyor. Burada bulunan çardak altı kafe ve büfelerde verilen kısa molalarda limanı seyrederek tost, demli bir çay, soğuk bir meşrubat içerek dinlenme imkânı bulunuyor. Antalya yönünden başlayıp Gazipaşa sahiline kadar devam eden kıyı bandı üzerindeki konaklama ve eğlence merkezleri ile ilçeyi ikiye bölüp, yarım adanın tepesinde yer alan Alanya Kalesi ziyaretçilerin vazgeçilmezleri gezi yerlerinin başında geliyor.
Alanya Kalesi
Adeta koca bir fuar kent görünümü kazanan Alanya'da gün batımında bambaşka bir atmosfer yaşanıyor. Sakin, keyifli, serin geziler için akşam saatlerinde Alanya Kalesine çarşı içinden veya Damlataş mağarası önünden çıkanlar, kale içindeki Bizans kilisesi, sarnıçlar, kale burçlarını görüyor, kale surlarında yürüyor. Denizden 250 metre yükseklikteki "Adam Atacağı Kulesi"nden denize taş yetiştirebilmeyi deniyorlar, gün batımını izliyorlar. Restorasyon çalışmalarının devam ettiği kalede Kale giriş kapısı ise bu yıl içinde restore edilen yakında ziyarete açılacak yerler arasında bulunuyor. Kaleye çıkışta ve inişte bir birinden sempatik hediyelikler haline getirilen su kabağından yapılma bebekler, su kabağı tavşanlar, abajurlar, çeşitli dokumalar, el işi oyalar, takılar ilgi görüyor. Alanya merkezinde gezilecek yerlerden biri de çok renkli sarkıt ve dikitlerin süslendiği Damlataş mağarası. Çevresi yeniden düzenlenen restoran, otopark, plaj bölümü daha kullanılır hale getirilen ünlü mağara ziyaret yerlerinin bir başkası olarak ilgi çekiyor. Beş gözlü Tersane, Bizans, Roma, Helenistik uygarlıklarına ait eserlerin sergilendiği Alanya müzesi, Atatürk Müze Evi, ilginç olduğu kadar iç ve dış modern mimarisi ile dikkat çeken merkezdeki Kuyularönü Camii görülecek başka gezi ve ziyaret yerleri olarak öne çıkıyor. İlçe merkezinde bulunan ve su parklarından biri olan Damlataş Agua Center'ın su kaydıraklardan kaymak, su tünellerinden geçip, rafting botlarında yol almak gençlerin rağbet yerlerinden sayılıyor. Alanya Belediyesinin yeni çalışmalarıyla halkın kullanıma kazandırılmış ve palmiye ağaçlarıyla, kaktüsler, çiçeklerle bezenmiş yüzme havuzlu, fıskiyeli su havuzlu, parklarda dinlenmek, yürüyüşler yapmak, kortlarda tenis oynamak, oldukça keyif veriyor. Cuma günü pazar kurulan Alanya'da alışveriş bir başka zevk sayılıyor. Daimi açık dükkânların, butiklerin, kuyumcuların bulunduğu çarşılar ise dünyanın çeşitli yerlerinden gelen turistlerin ayrılamadıkları yerlerin başında geliyor.
Gedevet Yaylası
Deniz haricinde gezi, piknik yapmak isteyenler için Türkiye'nin merkezden en çabuk ulaşılan yaylalarından olan Gedevet Yaylası deniz seviyesinden 1100 rakımda ve ilçeye 21 km uzaklıkta bulunuyor. Tüm yolları asfaltlanmış kimi apartman, kimi villa, kimi çiftlik evi ile dolu yayla, 2006 yazından buyana günü birlik piknik alanına kavuşmuş. Kalem gibi düz ve uzun boylu sık çam ormanı içine kurulan mesire yerinde kamelyalar, hamaklar, tuvalet, piknik masaları bulunuyor. Geniş araç park yerine sahip alana, ücretsiz giriş yapanlar, Park Orman isimli restoranda yemek yerlerse yediklerinin ücretini ödüyorlar. Çam kokulu mesire yerinde, yaz aylarının simgesi Ağustos böceklerinin korosu altında tatilin, pikniğin tadını çıkarıyorlar. Bilhassa Alanya nemli havası ve sıcağı ile etkilerken, Gedevet Yaylası klimatik ortamı, nispeten serin havasıyla soluk aldırıyor. Yayla yolunda bulunan Dokuzoluk Köyünün, yan yana dokuz çeşmesinden akan suyu beğeniliyor. Yaşları 900 olduğu sanılan Dokuz anıt çınar ağacı ulu gövdeleri ile hayret uyandırıyor. Yaşayan anıt ağaçların birinin boşalan gövdesi, yazlık berber dükkânı olarak işlev görüyor! Köyün misafirperver yerlileri esintili, gölgeli çınar ağaçları çevresinde yaptıkları ahşap terasları, kahve ve buluşup sohbet ettikleri yerler olarak kullanıyorlar.
Dim Mağarası
Yağmur sularının Kireçtaşı kayalarında neden olduğu yarık ve çatlaklar boyunca oluşmuş doğal bir mağara Dim Mağarası. Son jeolojik zaman diliminde mağarayı şekillendiren yeraltı suları günümüzde daha da derinlere, yani Dim çayı seviyesine inmiş. Buna bağlı olarak mağara hacminin genişlemesi durmuş, fakat damlataş oluşmalarının yer yer devam ettiği görülmüş. Yağmur suları havada ki ve toprak örtüsündeki karbondioksitin bir kısmını içine alarak, karbonik asit oluşturmuş. Karbonik asitli sular kayaların yarık ve çatlakları boyunca sızarken, kireç taşlarını eritmiş. Bu kireçli sular mağara başlangıcına girdiğinde, basıncın azaltılmasıyla birlikte karbondioksitin bir kısmı tekrar havaya geçerek ve kireç çözeltisi tortulanmasını sağlamış. Bu sürecin binlerce yıl devam etmesiyle, mağara tavanından aşağı doğru dikitler oluşmuş. Dikitler, zamanla büyüyerek ve bazen de birleşerek sütunları oluşturmuşlar.
Dim mağarasının oluşum yaşı hakkında araştırma yapılmakla beraber, yaşının Türkiye'deki diğer karstik mağaralar gibi, yaklaşık 1 milyon yıl olacağı tahmin ediliyor. Dim mağarası, 360 m uzunluğunda ve 10-15 m genişliğinde. Deniz seviyesinden 232 metre yukarıda yer alıyor. İçindeki damlataş oluşumlarının zenginliği ve gölcükleri ile Avrupa'nın sayılı, Türkiye'nin ise ikinci büyük mağarası olma özelliğini taşıyor. Eski çağlardan beri yöre halkı tarafından bilinen ve barınak-ağıl olarak kullanılan Dim mağarası, mağara bilimcileri tarafından araştırılarak 1986'da ortaya çıkarılmış. Dim mağarası yurdumuzda özel girişimcinin açtığı işlettiği ilk mağara olması açısından da önem taşıyor. Mağ. Tur. A.Ş. mağarayı turizme kazandırmak amacıyla, 1997 yılında bakanlık onayı ile Orman Genel Müdürlüğü'nden kiralamış. Dim mağarası, 1990 yılında doğal sit alanı ilan edilerek, 1998 yılı Eylül ayında ziyarete açılmış. Yıl boyu her gün 09.00-17.00 arası açık ve girişi ücretli olan Dim Mağarası içinin sıcaklığı, yaz-kış 18 derece. Mağaraya ilk giren, planlarını çizen ve ölçümlerini gerçekleştiren Dr. Nuri Gürdal, yürüme platformlarını yaparken mağara oluşumlarının spot ışıklarından zarar görmemesi için olağanüstü dikkat gösterdiklerini belirtiyor. Yürüme parkuru, metal korkulukları ile gezi alanları belirlenirken, ısıyı arttırıp yosunlanma ve kararmaya neden olabileceği için ışıklandırma ölçülü tutulmuş. Damlataşlar tel örgülerle korunmuş, ücretsiz olan fotoğraf çekimi için sehpa ve yüksek asa film gerektiren mağarada, elektrik kesilmesi halinde, 5 saniyede devreye giren jeneratör bulunuyor. Gişede ise broşür ve kartpostallar satılıyor.Mağaralar genellikle kasvetli, nem oranı yüksek basık tavanlı olur ama Dim mağarasında içinizi daraltan bir atmosfer ile karşılaşmıyorsunuz. Mağara ağzına merdivenle çıkıp patikaya girince, yol içerde ikiye ayrılıyor. 50 metrelik galeriyi görüp geri dönüyor ve uzun bölümü geziyorsunuz. Sonunda yeşil bir göl bulunan 300 metrelik yürüme alanına sahip galeride şaşırtıcı oluşumlar ziyaretçileri hem büyülüyor, hem de hayran bırakıyor. 18 derecede gömlekle gezebiliyor, üşümüyorsunuz. Klip çekimi için ideal bir mekân olan mağara inişli-çıkışlı bölümlerinde sarkıt, dikit, perde ve makarna oluşumları, Pamukkale salonundaki mağara gülleri, travertenleri ile görülmesi gereken mağaraların başında geliyor.