Tatilmerkezleri.com BIM 2008


Adalar Adada Yaşam Ada Turu Görülecek Yerler Nasıl Gidilir Nerede Kalınır Ne Yenir

Ada Turu

Fayton durağından sırada ki faytonlara binerek, nal sesleri arasında ada turuna başlayanlar, Nizam Yolunu takiben kaymakamlık binasını geçtikten sonra adanın oldukça sakin ve sessiz ortamında baş başa kalıyorlar. Birbirinden görkemli köşkler, konaklar sağınızda solunuzda estetik bahçeleri içinde devam ediyor. Faytoncu yolun inişinde atlara yardımcı olmak için frenlere asılıyor. Çıkışlarda freni boşaltıyor, ara sıra kamçıyı vurmadan gösteriyor, bu bile yetiyor, atlar canlanıyor. Atların mesaisi, bakımı, beslenmesi, tımarı, dinlenmesi hep programlı sekiz saat çalışıyorlar. Konuşursanız faytoncu anlatıyor, hepsi antrenmanlıdır, bakımlıdırlar. Kışın bilhassa kar yağdığı zaman doyumsuz olur buraları, o zaman atların ayağına kaymasın diye çuval bağlar çıkarız yola, her yer tablo gibi görünür… Çam ağaçları arasında Dil Burnu mesire yerinin sırtından geçiyor, Yörük Ali Plajını altınızda bırakıp koyu dolaşarak bu defa Aya Yorgi Kilisesi eteğinden geçiyorsunuz. Kilise tepenizde kalıyor. İsteyenler burada çay molası verip faytonu bekletiyor, kiliseye de çıkıyor. Tur boyunca elele yürüyenler, bisiklete binenlerle tura katılan romantikler olduğu kadar sportmenlere de rastlıyorsunuz. Büyükada'nın arka yüzünde de oteller, restoranlar bulunuyor, köşkler daha seyrekleşiyor. Ünlü romancı Reşat Nuri Güntekin'in evi de bu mevkide görülüyor. Rampalarda bisiklete pedal yetiştiremeyenler bisiklet yedeğinde düze kadar yürüyerek gidiyorlar. Karşınızda beliren Sedef Adası görüntüsüyle adeta büyülüyor. Büyükada'dan Sedef Adayı seyreden muhteşem koyda ise faytoncular için tahsis edilen yeni barınakları bulunuyor. Yola devamınla adanın iskele mevkiine yakın yoğun yerleşimin olduğu yüzüne yaklaşıyor ve hareketliliğin arttığına tanık oluyorsunuz. Kıyıda demirli teknelere bakan, restoranlar ve çarşının arkasından geçip fayton parkına ulaşıyor, büyük turu tamamlamış oluyorsunuz. Turlar Heybeli ve Burgazada da yapılıyor. Kınalıada da ise fayton bulunmuyor. İskelenin sağ tarafı restoranların omuz omuza sıralandığı bir lezzet cennetini andırıyor. İstanbul ve iskele manzarası bir yanınızda, fayton trafiğine kapalı yürüyüş alanı diğer tarafınızda, sipariş verdiğiniz yiyecekler masanızda, vapur saatinize dek mutluluğunuzu artırıyor. Hafif esintili hava, iştahınızı açarken, içilen soğuk biralar, buzlu rakılar, balık, midye, kalamar, patates tava, deniz börülcesi, roka salatası, domates söğüş, peynir, kavun, soğuk mezeler derken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor, kendinizi, kalkışınızı bir sonraki, hatta daha sonraki vapurun saatine ayarlıyorsunuz. İskeleye yeni gelen vapurlar, onları karşılayan yakınları, havanın kararması ile hareketlilik kazanıyor, bu defa adanın gecesi nasıl olur merakı başlıyor. Akşamın hazırlıkları başlıyor, beyaz örtülü masalar çoğalıyor, adanın İstanbul'a bakan çok restoranlı yüzü ışıl ışıl oluyor. Büyükada'nın konaklama tesislerinde kalanlar biraz da araç kullanma mecburiyetinin olmaması nedeniyle olsa gerek, gecenin keyfini doyasıya çıkartıyorlar. Açık mekânlara kurulan masalara yerleşenler, çeşitli lokallerden gelen canlı müziklerin yansıra, adaya has Rum müziği melodilerle coşup tempo tutuyor, tango, vals yapıyor, sirtaki oynuyor, bu oyunları geç saatlerde adanın sokaklarına dek taşıyorlar. Eğlenceler sabahın ilk saatlerine kadar sürerken, kimisi denize girerek, tostunu alıp, gün doğumunu atların nal sesleri eşliğinde fayton turuna çıkarak tamamlıyor.